Hakkımızda
HRS Platformu'nu yakından tanıyın.
Misyonumuz
HRS Platformu, Türk kilisesinin önderleriyle yan yana yürüyen birer umut ve gelişim merkezi olmak üzere psikolojik ve ruhsal sağlık alanında kaynak oluşturan, geliştiren ve aktarılan, kiliselerde bu konuda hizmet edenleri donatan bir destek ağıdır.
Vizyonumuz
Türkiye'deki her kilisenin duygusal sağlık konusunda bilinçli, donanımlı ve desteklenmiş olduğu bir gelecek hayal ediyoruz. Kiliselerimizin iyileşme ve bütünlük merkezleri olmasını istiyoruz.
Değerlerimiz
-
Profesyonellik & Hassasiyet
Bilimsel psikolojiyi, Kutsal Kitap'ı ve Hristiyan ilkeleriyle bütünleştirerek kültürel gerçeklerin bağlamına uygun şekilde ilerleriz.
-
Topluluk
Kilise önderlerinin insanların psikoruhsal durumlarına karşı yargılayıcı değil iyileştirici bir yaklaşım edinebilmelerine destek olacak şekilde sağlıklı sınıflandırma/yorumlama, kendilik farkındalığı, iletişim becerileri ve dayanıklılık konularına öncelik tanırız.
-
Etikler
Etik olarak, yüksek mesleki ve Hristiyan standartlarına bağlı kalırız.
-
Hesap Verilebilirlik
Uzun vadede sürdürülebilir olması için yeterli kaynaklara sahip ve ölçülü olan programları geliştirirken etik standartlarımızı karşılamak konularında üyeler birbirlerine karşı sorumlu.
-
Gizlilik
Danışman ve danışan arasındaki gizlilik yüksek standardımızdır.
-
Sevgi
Çalışmalarımızın motivasyonu, Mesih'in bizler aracılığıyla bedenine duyduğu sevgidir.
Ekibimiz
HRS Platform üyeleri, danışmanlık ve benzeri alanlarda çalışan Hristiyanlardır. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına uygun şekilde gerekli mesleki eğitim ve yeterliliğe sahibiz ya da bu yönde gelişim sürecindeyiz. Mesleki yetkinliğimizi ve kişisel gelişimimizi sürdürme sorumluluğunu kabul ederiz. Aynı zamanda bir kilisenin sağlıklı bir üyesi olmayı beyan ve taahhüt ederiz.
Üyelerimizden birkaç örnek:
-
Direktör: Hale Gencel
Uzm. Sanat Terapisti
-
Üye: Gülşen Saçkesen
Aile Danışmanı
-
Destekçi: Marıyon James
Platform Sekreteri
Direktörümüzden
Günah ortaya çıkmadan önce insan nasıldı?
Hiç düşündünüz mü?
Rab ile nasıl bir ilişkisi vardı? Kendisiyle, diğer insanlarla ve yaratılışla nasıl ilişki kuruyordu? Nasıl hissediyor, nasıl düşünüyor, nasıl yaşıyordu? Umutları nelerdi? Hayattan ne bekliyordu? Kendisi ve geleceği hakkında nasıl bir hayali vardı?
Otuz yılı aşkın iman hayatım boyunca, hem kendim hem de birlikte hizmet ettiğim insanlar için bu soruların peşinden gittim. Bazen araştırarak, bazen öğrenerek, bazen hayal ederek ve çoğu zaman dua ederek...
Çünkü Kutsal Kitap bize insanın Rab'bin suretinde yaratıldığını söylüyor. Her insan Rab tarafından şekillendirildi; kendine özgü karakter özellikleri, yetenekleri, ilişkileri ve bir amacı var. Rab insanı gördü ve ondan hoşnut oldu.
Ancak günahın insan hayatına girmesiyle birlikte ruhsal, duygusal, ilişkisel ve bedensel bütünlüğümüz zarar gördü. Kendimizden, birbirimizden ve Rab ile olması gereken ilişkimizden uzaklaştık. Yaşadığımız travmalar, kırılmalar, güvensizlikler, aile içindeki yaralar ve ilişkisel sorunlar da bu kırılmışlığın hayatımızdaki yansımaları haline geldi.
Yıllar içinde özellikle travma yaşamış kadınlar, ergenler, mülteciler ve farklı şekillerde kırılganlık yaşayan topluluklarla çalışırken şunu daha açık gördüm: İyileşme yalnızca bir sorunun ortadan kalkması değildir. İnsanın yeniden güven kurabilmesi, ilişkilerinde kendini güvende hissedebilmesi, kendi hikâyesini anlayabilmesi, duygularıyla temas edebilmesi ve ruhsal, duygusal ve bedensel bütünlüğünü yeniden keşfedebilmesidir.
Sosyoloji eğitimimle başlayan öğrenme yolculuğum bugün de devam ediyor. Travma, aile danışmanlığı, yaratıcı sanat terapileri ve travma eğitimi alanlarında farklı eğitimler aldım; yeni şeyler öğrenmeye, kendimi geliştirmeye ve ruh sağlığı alanındaki gelişmeleri takip etmeye devam ediyorum. Mesleki çalışmalarımın yanı sıra kiliselerde ve sivil toplum kuruluşlarında farklı liderlik ve hizmet sorumlulukları üstlendim. Farklı kültürlerde ve topluluklarda yürüttüğüm çalışmalar, bana hem bireyin hem de içinde bulunduğu topluluğun iyilik halini birlikte düşünmenin önemini öğretti.
Beni en çok düşündüren konulardan biri ise, Hristiyan topluluklarında ruh sağlığı hakkında hâlâ yeterince bilgi sahibi olmamamız ve bazı yanlış inanışların insanların yaşadığı zorlukları daha da ağırlaştırabilmesi.
Bazen travma yalnızca “iman eksikliği” olarak görülebiliyor. Bazen aile içindeki sorunlar yalnızca ahlaki bir mesele olarak ele alınabiliyor. Bazen depresyon, kaygı, yas veya tükenmişlik yalnızca daha fazla dua edilmesi gereken durumlar gibi anlaşılabiliyor.
Oysa insanı ruhundan, bedeninden, duygularından, ilişkilerinden ve imanından ayrı düşünemeyiz.
Hristiyan Ruh Sağlığı Platformu'nun varlık nedeni tam da burada ortaya çıkıyor.
Rab'de bize vaat edilen bol yaşamın ve özgürlüğün, insanın bütünlüğünü gözeten bir iyilik halinden geçtiğine inanıyoruz. Bu nedenle kiliselerin ve Hristiyan topluluklarının ruh sağlığı konusunda daha fazla bilgiye, doğru kaynaklara ve güvenli konuşma alanlarına sahip olmasını önemsiyoruz.
HRS Platform olarak amacımız, ruh sağlığı profesyonelleri ile kiliseler arasında bir köprü oluşturmak; özellikle kilise liderlerini, bakım verenleri ve gönüllüleri travma, güven, aile ve ilişkiler konusunda güçlendirmek ve Hristiyan topluluklarının daha güvenli, bilinçli, şefkatli ve travmaya duyarlı topluluklar haline gelmesine katkıda bulunmak.
Çünkü her insanın kilise içinde bir yeri olduğuna inanıyoruz.
Her birimiz farklıyız; farklı karakterlere, hikâyelere, yeteneklere ve ihtiyaçlara sahibiz. Ama Rab'bin bedeninde her birimiz bir bütünün gerekli parçasıyız.
Bu nedenle HRS Platform'da yalnızca “sorunları olan insanlara” yardım etmeyi değil, insanın Rab tarafından yaratıldığı bütünlüğü yeniden hatırlamayı ve bu bütünlüğün mümkün olduğunca yeniden gelişebileceği ortamları birlikte oluşturmayı hedefliyoruz.
Belki de bütün çalışmalarımızın altında hâlâ aynı soru var:
Rab insanı başlangıçta nasıl tasarladı ve bugün insanın o bütünlüğe yeniden yaklaşmasına nasıl eşlik edebiliriz?
Benim için HRS Platform, bu sorunun peşinden birlikte gitme yolculuğudur.
Hale Gencel
Direktör | Hristiyan Ruh Sağlığı Platformu